Pazartesi, Mart 17, 2008
Alper Akcan saat 00:18'de yazdı

Bir önceki yazımım muhatabı LinkZ, çok hoşuma giden ve her girişimcinin sahip olması gereken açıklıkta bir davranış sergiledi ve eleştirimizi dikkate aldığını belirtti.

Gelişimin en büyük tetikçisi, eleştiriler ve geri beslemelerdir. Bunlarla savaşıp, inkar etmek veya savaşmaktansa, bunların doğru olanlarını alıp gelişim sebebi olarak kullanmak en doğru olanı. LinkZ bu yaklaşımla kısa sürede eksiksiz bir servis ve teknoloji olarak Türkiye'ye yatırım yapmayı planlayan Google ve MSN gibi reklam network'lerinin tekliflerini alacaktır.

"At 17:51, LINKZ
Merhaba,

LINKZ yerli bir teknoloji olduğundan yeni büyümektedir. Fakat bu büyüme ivmesi ekibimizin kalitesi sayesinde hızlanmaktadır.

Bahsi geçen içerikteki reklamlarda LINKZ reklamlarının görünmesi gerçekten üzücü bir durumdur. Bununla ilgili herkesten özür dileriz.

Fakat, yalnızca özür dilemekle kalmadık ve bu konuda LINKZ gündeme geldiğinden beri aklımızda bulunan eklentiyi teknolojimize ekledik. Bundan böylelikle bu tip hassas içeriklerde LINKZ'i otomatik olarak göremeyeceksiniz.

Bu içerik filtresi teknolojimiz işin ilk etapıdır ve devamı gelecektir. Sizin gibi duyarlı Internet kullanıcıları sayesinde açıklarımızı daha net görebilmekteyiz.

Teşekkürler, saygılar. "
 
Cuma, Şubat 01, 2008
Alper Akcan saat 10:15'de yazdı

İçeriğe göre reklam vermek Google Adsense ile yaygınlaşmış ve hem küçük yayıncıyı mutlu eden, hem de reklam veren için alternatif ve güçlü bir mecra yaratan bir iş modeli olmuştur. LinkZ bu konuda yeni teknolojileri kullanarak reklam verenle yayıncıyı birleştiren bir yapı. Oldukça etkili olduklarını düşünüyorum; zira gösterilen reklamlar son derece görselliği yüksek formattalar...

Dün bir arkadaşımdan bir haber linki geldi; ABD'de bir kadın, sarhoş olduğu için, bebeğini mikrodalga fırında unutmuş ve bebek ölmüş. Çok feci bir haber! Ama burada fırın kelimelerinin üzerine gelince Arçelik'in parmak izi tutmayan Inox fırınlarının reklamı çıkıyor. Arçelik pazarlama müdür olsam, sanırım bu haberde reklamımın görünmesini istemezdim. Ya siz?

Etiketler: , , ,

 
Çarşamba, Ocak 30, 2008
Alper Akcan saat 09:09'de yazdı

İlaç sektörü, pazarlama açısından hep zor bir sektör olmuştur. Yasaklı pazarlama, çok katı kuralların olması, mass mecrayı direkt kullanamamaları vs vs...

Tüm bu sıkıntıları aşmak, tabi ki Word-of-Mouth Marketing'in sayesinde çok kolay :) Lilly'de bunu farketmiş akıllı markalardan birisi. Cialis adındaki ilacını, -Viagra gibi güçlü bir markanın olduğu pazarda- tanıtmak için Şahan'a bir skeç hazırlatmış ve YouTube'da yayınlamış. Yavaş yavaş yayılıyor ama critical mass denilen eşik değerine ulaştığından, TV'lerde haber olarak bile yayınlanabilecek etkide olduğunu düşünüyorum. Bir kaç hafta bekleyip görelim. Bu arada skeç gerçekten çoook komik :)

Via: Çağlar. Link için teşekkürler...

Etiketler: , , , , ,

 
Salı, Ocak 01, 2008
Alper Akcan saat 17:59'de yazdı

1-0 Eğitim Ajansı'nın Sabancı Üniversitesi'nde düzenlediği etkinliğin adı bu. Benden de bu etkinlikte "Başarılı Olmanın Sırları" başlığı altında bir sunum yapmamı rica ettiler. Kötü tercih olduğunu anlatmaya çalıştım ama inka edemedim :) Şakası bir yana paylaşacaklarım ne kadar sır emin değilim, ama güzel bir sunum olmasına çalışacağım. Vakti olanları ve yolu düşenleri beklerim.

HABERİN DETAYLARI KURUMSAL HABERLERDE

Etiketler: ,

 
Cuma, Aralık 14, 2007
Alper Akcan saat 01:19'de yazdı

Blogu açalı tam 2 yıl olmuş. Ne de çabuk geçmiş zaman. Yazma sıklığımda, içeriğim de çok değişmiş bu iki yılda. Bundan sonra biraz daha tecrübe paylaşmak üzerine olacak blogum; yaşanmış tecrübeler, sahiplerinin dilinden.

Daha ne kadar yazarım bilinmez, ama çook şey değişti bu iki yılda, çoook!

Etiketler: ,

 
Pazar, Aralık 09, 2007
Alper Akcan saat 11:10'de yazdı

Yakın bir arkadaşımın PhD tezi için en fazla 3 dakikanızı alacak küçük bir ankete katılmanızı rica edeceğim. Mobil pazarlama ile ilgili bu araştırmayı, bittiği zaman burada yayınlamak konusunda da takipçi olacağım. Şimdiden yardımınız için teşekkürler.
Anteke buradan katılabilirsiniz...

Etiketler:

 
Pazar, Kasım 25, 2007
Alper Akcan saat 22:00'de yazdı

Geçtiğimiz hafta WOMM Summit için Amerika'da olduğumu yazmıştım. Amerika'ya giderken, eşim için uygun fiyatlı bir laptop bulursak alma kararı vermiştik. Ve aldık. Beyaz bir Apple MacBook! Şimdi size nasıl oldu da Apple aldık, alırken başımıza neler geldi anlatmak istiyorum. Yaşatılan tecrübeyi dinlemek, Apple'a bu kadar insanın neden hayran olduğunu anlamak için oldukça yeterli.

Önce New York sonra Las Vegas'a gittik eşimle. New York'ta ilk gün dolaşırken 5tf Avenue'de bulunan en meşhur Apple Store'a girdik. Her yerde Mac Book'lar, MacPro'lar, iPod'lar, iPhone'lar ve aksesuarlar... Tecrübe 1: Tüm cihazlar çalışıyor, hem de tüm özellikleriyle! Yani iPod'ların içleri müzik dolu, iPhone'larda sim kart var ve telefon özellikleri çalışıyor, tüm bilgisayarlar online ve herhangi bir filtre yok. İsteyen internette surf yapıyor, isteyen Mac'lere bağlı kameralarlarla kayıt yapıp video edit ediyor, isteyen şarkı dinliyor, isteyen telefonla konuşuyor veya SMS atıyor. Kimse de gelip "ne yapıyorsun" demiyor.

Eşim ilk defa bir Mac'e dokundu. Ben iPhone ve iPod Touch'ı mıncıklarken, o da sıkılmamak için Facebook'ta mesajlar yazmaya başladı. İlk defa Mac işletim sistemi görmüş birisi olarak bana soru sormasını beklerdim ama hiç birşey sormadan yarım saate yakın vakit geçirdi.

Seyahatimizin geri kalanında da benim ısrarlarım üzerine birkaç başka elektronik mağazasına daha girdik; CompUSA, BestBuy, Fly's gibi... Ben yine aynı numarayla kendime zaman ayırabilirim diye onu laptopların başına gönderdim ama 30 saniye sonra gelip "buradaki bilgisayarların hiç biri online değil, onalarlda da surf yapmayı engelleyen yazılımlar var" dedi. İlk defa orada ağzından "ben Mac alıcam, ne bunlar böyle" lafını duydum.

Seyahatimizin son gününü alışverişe ayırmıştık. Amerika'nın en büyük elektronik zincirlerinden birisi Fly's Electronics'e uğradık. Tüm laptop'lara baktı ve en son buradaki Apple standına uğradık. Zaten kararımızı vermiştik, Mac Book alınacaktı artık. Üstelik aradığımız model normalde 1099 USD iken burada 1049 USD görünüyordu. Normalde fiyatları hep aynı olur diye biliyordum. Neyse, satıcıyı çağırdım, 10 dakika kadar bekledik, ancak geldi. Bu farkın neden olabileceğini sordum. "Stok temizliyoruz ondandır" dedi. Pek anlam veremedim ama neyse dedim. Bir de son olarak "işlerim sistemi en son çıkan Leopard mı?" diye sordum. "Hayır sanırım değil, onu internetten daha sonra güncelleyebilirsiniz belki. Ama ondan da emin değilim, ücretli mi bilemiyorum" dedi. Anlicanız, pek uğraşmak istemedi bizimle. Son bir yardım rica ettim "buralarda bir Apple Store var mı?" diye sordum. "Evet, yolun hemen karşısına yeni açıldı" dedi. Tek yardımı da bu oldu zaten :)

Sonra yolun karşısında ki yeni alışveriş merkezindeki Apple Store'a girdik. Müthiş tecrübe içeri girer girmez başlıyor zaten. Güzel bir müzik, pırıl pırıl cihazlar. Herkes birşeyler yapıyor. Ben alacğaı ürünü bildiğim için, sorularımı soracak bir görevli aradım. Kafamı kaldırır kaldırmaz Kendall geldi yanıma. İşletim sistemi ile ilgili sorumu sordum, yeni işletim sistemi yüklü olduğu söyledi (ve gösterdi). Fiyatının vergi dahil ne kadar olduğunu sordum, cebinden iPhone'u çıkarıp hemen hesapladı ve söyledi. "Tamam" dedim, alıyoruz. "Hemen getiriyorum" dedi ve uzaklaştı. 1 dakika sürmeden elinde küçücük bir kutu ile geldi, kutunun üzerinde yazamn bilgileri gösterdi. Evet, aradığımız ürün buydu. Burayı iyi dinleyin lütfen; retail mağazacılığın şekli değişiyor:

Ben saf bir şekilde "nereye ödeyeceğim?" diye sordum. "Nasıl ödeyeceksiniz?" diye sordu Kendall. "Kredi kartı" dedim. "Bana ödeyebilirsiniz" dedi ve cebinden bir mobil POS/barkod okuyucu çıkarttı. Kartımı geçirdi, ekranına imzamı atmamı istedi. Son olarak da "faturanızı, mail olarak mı, kağıt olarak mı yoksa her ikisini de mi istersiniz?" diye sordu. "İkisi de lütfen" dedim, mail adresimi yazdık ve tataa! Fatura da Blackberry'me anında geldi. Kasa yok, kuyruk yok, beklemek yok, maksimum seviyede servis var. İşte buna tecrübe denir!



Kendall'a yardımları için teşekkür ettik, biraz da Türkiye sohbeti yaptık. Bu arada bize Genius Bar'dan ve uzatılmış garantiden de bahsetti. Son olarak bunu yazacağımı anlattım ve bir fotoğraf çekmek istedim. Tabi ki bunun cevabı da tamam oldu. İşte o foto. Yaklaşık 10 dakika içerisinde yeni bir bilgisayar, pardon, bir MacBook almıştık. Sonradan öğrendim ki, kasiyersiz mağazalar, ilk defa geçen hafta tüm Amerika'da devreye alınmış, bizim girdiğimiz mağaza yeni açıldığı için Tüm dünyada ilkmiş. (Biz alışveriş merkezinin açıldıktan sonraki 3. gününde oradaydık, tesadüfen). Şimdi, bu tecrübe anlatılmaz, WOMM yapılmaz da, hangisi anlatılır?

Etiketler: , , , ,

 
Salı, Kasım 20, 2007
Alper Akcan saat 02:52'de yazdı

Gectigimiz hafta 13-15 kasim tarihlerinde WOMMA'nin ucunsusunu duzenledigi konferans, "WOMM Summit 2007" ye katildim. Gercekten cok cok basarili ve ufuk acan bir konferans oldu. Konferansla ilgili detayli yazilari zaman zaman burada yazacagim. Ilk olarak kisa bazi rakamlar:
  • WOMM pazar buyuklugu 2006 yilinda 981 milyon USD olarak gerceklesmisken, 2007 beklentisi 1.35 milyar USD (%38 buyume)
  • 2011 yilinda ise 3.7 milyar USD olacak
  • En buyuk pazarlama harcamasi olmasa da en hizli buyuyen pazarlama harcamasi
  • 2006 yili harcamalarinin (981M), %62'si strateji danismanligina, %14'u arastirmalara, %12'si WOM ajanslarina harcanmis
Kaynak: PQ Media, 2007

Etiketler: ,

 
Pazartesi, Kasım 05, 2007
Alper Akcan saat 10:36'de yazdı

Herkesi bekliyoruz...

Etiketler: ,

 
Pazartesi, Ekim 15, 2007
Alper Akcan saat 23:00'de yazdı

Deloitte Consumer Product Group'un yaptığı çok yeni bir araştırmaya göre (Ekim 2007) tüketiciler, diğer tüketicilerin yazdıkları yorum ve görüşleri %62 oranda okuyorlar ve bunlarında %99'u bu yorumları güvenilir buluyorlar. aynı araştırmaya göre, bazı satıcılar online yorum ve görüşlere izin verdikten sonra satışların da arttığını belirtiyorlar.

Etiketler:

 
Salı, Ekim 09, 2007
Alper Akcan saat 09:44'de yazdı

 
Cuma, Ekim 05, 2007
Alper Akcan saat 09:20'de yazdı

Facebook'la fenomeni ile ilgili bir kitap çıkması muhtemeldir yakın zamanda. Eminim bir çok yazar "evet, işte bu tahmin ettiğimiz bir şeydi, bakın gördünüz mü, süper zeki adamlar...." felan gibi yazılar yazacaktır; olduktan sonra benim de yazabileceğim gibi. Ben olayın sadece viral yayılmasını inceliyorum. Neden bu kadar hızlı yayılmıştır? Nedir tetikleyen? Gücü ne kadardır? Ne kadar uzağa gider? Ne kadar uzun sürer? Esansı nedir? Bunların cevabını net olarak çıkarabilirsek, bunu başka şeylere de uygulayabilir, seçimleri dahi evimizden çıkamdan kazanabilir belki. Bu çalışma, birkaç güne kadar bitecek. Ancak öncesinde bu sabah ardaşımdan gelen bir Facebook videosunu paylaşacağım. Ben çok güldüm, siz ne dersiniz?

Etiketler: , ,

 
Cuma, Eylül 28, 2007
Alper Akcan saat 00:47'de yazdı

Aerodeon Türkiye, Türkiye'nin önde gelen mobil pazarlam ajanslarından. Daha önce 2005 yılında MMA tarafından, yılın en iyi mobil pazarlama uygulaması ödülünü aldığını buradan yazmıştım. Şimdi yine birkaç ödüle aday MMA'de (Mobile Marketing Association). Bu ödüle standart bir başvuru formu ile başvurmak yerine, ayrıca bir de microsite yapmışlar; http://www.wewantmmaawards.com/ ,kendilerini ve işlerini anlatan. Özellikle müşterilerin dilinden olan röportajlar, jüriyi etkilemek açısından önemli rol oynayacaktır kanaatindeyim. Bu videoları mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Bu arada siteyi yapan da yabancı değil, Alemşah (41-29). Güzel fikir, kesin fayda sağlayacaktır. Tek eksiği okuyucuların yorum bırakamaması. Buradan da korkunç destek alabilme olasılıkları vardı. Marka memnun, operatör memnun, müşterinin de memnuniyeti kanıtlanırsa tam anlamıyla ödüllük bir ajans olunurdu.


Etiketler: , ,

 
Salı, Eylül 25, 2007
Alper Akcan saat 09:22'de yazdı

Seth Godin'in son kitabı "The Dip" i ikinci kez okumayı yeni bitirdim. Pazarlama gurusu Seth Godin, bu kez iş yönetimi, karar verme ve girişimcilik üzerine kısa, ama muhteşem bir kitap yazmış. Herkesin, ama herkesin muhakkak okuması lazım diye düşünüyorum. Üstelik Remzi Kitapevi'ne de gelmiş durumda. Kitap en temelde, iş dünyasında ne zaman ısrarcı olunması, ne zaman bırakıp baştan başlanması gerekliliğini anlatıyor. Bunu anlatırken, bırakmanın neden zor olduğu ve bu zorlukları nasıl yenebileceğimiz konusunda da aydınlatıyor.

Kitapla ilgili yorumum: tam bir baş yapıt! Kaç defa daha okurum bilemiyorum ama hayatımda birşeyleri değiştireceği kesin. Bu arada kitap ile ilgili Facebook grubuna buradan dahil olabilirsiniz.
Kitabın arka kapağında, Jay Conrad Levinson'un Seth Godin için söylediği cümle de ayrıca çok hoşuma gitti:

"Take Leo Burnett, David Ogilvy, Bill Bernbach and Mark Twain. Combine their
brains and shave their heads. What's left? Seth Godin."

Etiketler: ,

 
Cuma, Eylül 21, 2007
Alper Akcan saat 15:59'de yazdı

Wilkinson traş bıçağı çok güzel bir anşmasyon reklam yapmış, izlerken ben çok eğlendim. Ayrıca mesajı da net aldım :) Çağlar'a teşekkürler paylaştığı için.


Fight for Kisses
Uploaded by fight-for-kisses

Etiketler: ,